Bir süre seyrettikten sonra nutkunuz tutuluyor. Programda yeni evlenmiş hanımların birbirlerinin düğünlerinden başlayıp çeyizlerine kadar yaptıkları tecessüs. Çirkef bir teşhir.
Düğümlerimiz dahi teşhirin bir malzemesi. Debdebeli, çığrından çıkmış bir dünyanın göstergesi. Teşhirin bini bir para. Muhafazakar düğünler de böyle olmaya başladı. Tuhaf bir müzik. Tek fark bu adına ilahi diyorlar ama değil, akortsuz çalgılar, tuhaf sözler. Ya da güya semazenlerin döndüğü bir dünya.
Bu manzaraya bakınca muhafazakar iktidar döneminde çığrından çıkan bir ülke görülüyor. Şimdi o seyrettiğim programa geliyorum. İşte program düğünle başlıyor. O gün sıra kimde ise, diğer üç kadın onun üzerine konuşuyorlar. Eleştiriler gırla gidiyor. Gelinlikten tutun da damada kadar varan eleştiriler. Siz “aman Allah’ım bu ülke benim ülkem mi?” diyorsunuz, diğer taraftan da bu kadar da olmaz, ama buraya geleceği belliydi diyorsunuz.
Mideniz kalkıyor. Beş dakika içinde neler oluyor? Kadınlar çeyizlere geçiyorlar. Cümle alemin karşısında yeni evli kadının eşyaları karıştırılıyor. Ben buraya kadar tahammül edebildim ve televizyonu kapattım.
Mahremin teşhiridir bu. “Mahrem nasıl teşhir edilebilir?” diyebilirsiniz. Aslında maruz kaldığımız şey ta başından beri mahreme tarassuttu. Bütün kurgu mahremin yıkımı üzerineydi. Medya dediğimiz aygıt da tam bunun üzerine kurulmuştu zaten. Fakat bizim malzememiz olan bu garip programda, Anadolu’da pek geçmişini bilmesem de uzun zamandır var olan çeyiz serme geleneğini teşhir edilmesi, hatta çeyizin sahibinin ulusal çapta rezil edilmesine dayanıyor olması, dediğimiz olayın yeni bir boyut kazanması bakımından önemli. Ulusal çapta bir linç girişimi bunun adı. Fakat alan memnun satan memnun… Genç bir dimağın, hele hele en mahrem zaman diliminin teşhir malzemesi haline gelmesi toplumsal yapımızın toza dönüşmesinden başka bir anlam taşımıyor.
