Bir çocuk okumaya başladı diye niye bayram yaparlar anlamam. Okumaya başlamak aslında her şeyin farkına varma sürecinin başlamasıdır. Ancak okumaya başlayan bireylerin her şeyin farkına varması çok da mümkün görülmüyor. Kaldı ki yüzde yüze yakın okuma yazma bilen bir nüfusun kaçta kaçı her şeyin farkında? Ya da hadi daha merhametli olalım, kaçta kaçı kendi etrafında olan bitenin farkında?
Bu farkındalık aslında ne oluyor ne bitiyor gibi mahalle dedikodusu değil ha! Bu farkındalık, sürekli değişen, sürekli yeniliklerle kapımızı çalan, sürekli sorunlarla karşılaştığımız, sürekli mutlu eden, sürekli şaşırtan bir hayata dairdir. Kişinin hayatla ola macerasında olan bitene nereden baktığı ile alakalı bir durumdur, bu farkındalık.
Peki çocuklarımızdan bu farkındalığı nasıl bekleyebiliriz? Bekleyemeyiz. Farkına varmaları için onlara yardımcı oluruz. Öğretmeyiz. Dikkat, lütfen! Yardımcı oluruz. Onları okumayı öğrendikten sonra metinlere hapsetmektense, metinler üzerinden ya da işlemler üzerinden soludukları, tattıkları, dokundukları, gördükleri, duydukları bir hayata salıvermek olabilir mesela. Duyularıyla tanıyacakları hayat ile duygularıyla tanıyacakları hayat arasında bir bağ kurmaya davet edebiliriz çocuklarımızı mesela.
| Sayın yazar somut örnekler ver. Felsefe yapma, edebiyata boğma; diyen okurların olabileceğini düşünerek şunları söyleyebilirim. Her çocuk kendi sosyoekonomik, sosyokültürel habitatı içerisinde yaşayabilme kabiliyeti gösterebilmelidir. Sürekli sınıf atlamaya çalışan, sürekli imkansızlıklardan zirveye yürüyen kahramanları dinlemek hayatın yegâne hakikati olmuyor. Kaldı ki bu motivasyonların nasıl sonuç verdiğini yaşayıp gören biri olduğumu söylemeliyim. Eğitim, kazanmak ve kaybetmek düalitesi üzerine bina edilemez. Böyle bir düelloya nesillerimizi kurban edemeyiz. |
Ancak sınavlarla sekteye uğrayan bu garip yolculuk oluyor, hayat. Akış sürekli sınavlarla, mülakatlarla kesiliyor. Sürekli yeni motivasyonlarla kendinden ve hayatından uzaklaşan nesiller çıkıyor ortaya. Bize dayatılan hayat bu kadar motivasyonu kaldırmaz, bu kadar motivasyona değmez.
Eğitim bu noktada okuma yazma öğretmeyle başlayıp neyi, nasıl, hangi manada öğrenmen gerekiyor dayatmasıyla devam eden bir süreç. Sürekli öğretilmeye muhtaç ve öğretilenlerden de sürekli sınava tabi tutulan bilmem ne yakalılar…
Velhasılıkelam,
Eğer ülkenin tüm vicdan sahibi münevverleri ülkenin gündelik yaşamından ideallere uzanan çizgisinde gerçek sorunlarla uğraşırsa; insanımızdaki hayat anlayışını, anlamlandırmasını incelerse ona göre bir eğitimi gelenek göz ardı edilmeden yeniden konuşabiliriz. Yoksa sathi konularla, okullarla ve öğretmen performansına sıkıştırılmış ve sınavlarla bir mezbahaya dönüştürülmüş ortamda eğitimi konuşmayalım zaten.
